Fasaha sözlüğü
Uygulamadaki hikâye, podcast ve videolardan 347 kelime; her birinin anlamı, kökü, kalıbı ve seviyesi. Herhangi birine dokunun.
Seviye A0
- هَذِهِbu (dişil)
- هَذَاbu (eril)
- كُلّher, her bir; bütün
- مَسَاءakşam
- كَلِمَةkelime
- جَدِيدyeni
- فِي-de, içinde
- لِiçin, -e
- بَابkapı
- العَرَبِيَّةArapça (dil)
- عَرَبِيّArap; Arapça
- مِنْ-den, -dan
- أَنَاben
- سَنَةyıl, sene
- لُغَةdil
- يَاey (seslenme)
- شَلْهُوبŞalhub (Cuha'nın eşeği)
- عَنْhakkında, -den
- جُحَاCuha (halk karakteri)
- أَبbaba
- بِile
- أَيْنَnerede?
- أَنْتَsen (eril)
- عَلَىüzerine, üstünde
- يَوْمgün; bugün
- نُورَةNura (bir isim)
- رَاشِدRaşid (bir isim)
- مَعَile, birlikte
- جَدَّةbüyükanne, nine
- حَرْفharf (alfabe)
- هَمْزَةhemze (gırtlak durağı)
- عَائِلَةaile
- اسْمisim, ad
- عَلِيّAli (bir isim)
- سَكَنَoturmak, ikamet etmek
- مَدِينَةşehir, kent
- أُسْرَةaile, hane
- صَغِيرküçük; genç
- جَمِيلgüzel
- أُمّanne
- وَاحِدbir
- أُخْتkız kardeş
- أَخerkek kardeş
- سَارَةSara (bir isim)
- كَبِيرbüyük; yaşlı
- فَقَطْsadece, yalnızca
- طِفْلçocuk, bebek
- عُمَرÖmer (bir isim)
- نَحْنُbiz
- خَمْسَةbeş
- بَيْتev
- سَعِيدmutlu
- جِدًّاçok
- شَارِعcadde, sokak
- كِتَابkitap
- قَهْوَةkahve
- مَطْعَمrestoran, lokanta
- طَعَامyemek, yiyecek
- سُوقçarşı, pazar
- بَنْكbanka
- دَرْسders
- مَدْرَسَةokul
- سَلَامbarış; selam
- صَدِيقarkadaş, dost
- قَلَمkalem
- وَقْتzaman, vakit
- شُكْرşükür, teşekkür
- مَرْحَبًاmerhaba, hoş geldiniz
- سَاعَةsaat (süre); saat (alet)
- سُكَّرşeker
- صِفْرsıfır
- لَيْمُونlimon
- شَرِبَiçmek
- زَيْتyağ, zeytinyağı
- إِنْ شَاءَ اللهُAllah izin verirse
- أَرُزّpirinç
- أُسْتَاذhoca, profesör
- دَقِيقَةdakika
- طَالِبöğrenci
- هِيَo (dişil)
- هُوَo (eril)
- كَثِيرçok, birçok
- إِلَى-e, -e doğru
- هُنَاburada
- هُنَاكَorada
- رَجُلadam, erkek
- امْرَأَةkadın
- وَلَدoğlan; çocuk
- بِنْتkız; kız evlat
- مَاءsu
- خُبْزekmek
- شَمْسgüneş
- قَمَرay
- بَحْرdeniz
- سَيَّارَةaraba, otomobil
- صَبَاحsabah
- خَيْرhayır, iyilik
- اللهAllah, Tanrı
Seviye A1
- قِصَّةhikâye, öykü
- قَصِيرkısa
- قَرَأَokumak
- قِرَاءَةokuma
- قُرْآنKur'an
- ثُمَّsonra, ondan sonra
- كَتَبَyazmak
- دَفْتَرdefter
- فَتَحَaçmak
- مِفْتَاحanahtar
- عَرَبAraplar
- كَانَolmak (geçmiş zaman)
- مَكَانyer, mekân
- أَحَبَّsevmek, hoşlanmak
- حُبّsevgi, aşk
- لَيْلَةgece
- نَامَuyumak
- قَبْلَönce
- بَعْدَsonra
- فَهِمَanlamak
- صَوْتses
- عِلْمbilgi, bilim
- مُعَلِّمöğretmen
- عَالَمdünya, âlem
- سَمِعَişitmek, duymak
- حِمَارeşek
- صَحِيحdoğru, sahih
- مَكْتَبَةkütüphane; kitapçı
- هَادِئsakin, sessiz
- أَكْبَرdaha büyük, yaşlı; en büyük
- عُمْرyaş; ömür
- عَاشَyaşamak
- نَفْسkendi; aynı
- لَكِنْama, fakat
- كِتَابَةyazma, yazı
- مَكْتَبofis; yazı masası
- مَقْهًىkahvehane, kafe
- مَفْتُوحaçık
- مُغْلَقkapalı
- مَخْرَجçıkış
- خَرَجَçıkmak, dışarı çıkmak
- مَدْخَلgiriş
- دَخَلَgirmek
- صَيْدَلِيَّةeczane
- مُسْتَشْفًىhastane
- مَمْنُوعyasak, yasaklanmış
- ادْفَعْitin (emir kipi)
- اسْحَبْçekin (emir kipi)
- مَطَارhavalimanı
- مَحَطَّةistasyon, durak
- جَامِعcami (cuma camii)
- جَامِعَةüniversite
- جُمُعَةcuma
- شُرْطَةpolis
- دَرَسَders çalışmak, okumak
- مُدَرِّسöğretmen, eğitmen
- إِسْلَامİslam
- مُسْلِمMüslüman
- عَرَفَbilmek, tanımak
- حَيَاةhayat, yaşam
- حَيَوَانhayvan
- دُنْيَاdünya; dünya hayatı
- جَوَابcevap, yanıt
- سُؤَالsoru
- رَسْمçizim, resim
- تَارِيخtarih; takvim tarihi
- إِنْسَانinsan
- جُمْلَةcümle
- هَدِيَّةhediye
- تَمَامtam; tamam
- قَلْبkalp, yürek
- سَفَرyolculuk, seyahat
- سَافَرَseyahat etmek
- زَرَافَةzürafa
- شَرَابiçecek; şurup
- تَمْرhurma (meyve)
- زَيْتُونzeytin
- حَلْوَىtatlı, helva
- مُهِمّönemli
- أَكْثَرdaha çok; en çok
- مِلْيُونmilyon
- رَابِعdördüncü
- خَامِسbeşinci
- ذَلِكَşu, o
- قَالَsöylemek, demek
- بَيْنَarasında
- جَبَلdağ
- نَافِذَةpencere
- طَرِيقyol
- نُورışık, nur
- صَلَاةnamaz
- رَمَضَانRamazan
- عِيدbayram
- ضَوْءışık
- ظُهْرöğle
Seviye A2
- مِقَصّmakas
- كَلَامsöz, konuşma
- تَكَلَّمَkonuşmak
- ذَكَرَhatırlamak; anmak
- الَّتِيki (dişil)
- الَّذِيki (eril)
- حَتَّى-e kadar; hatta
- جُزْءparça, kısım
- حَبِيبsevgili, aziz
- مَعْنَىanlam, mana
- نَسِيَunutmak
- نِهَايَةson, bitiş
- بِدَايَةbaşlangıç
- عَلِمَbilmek
- تَعْلِيمeğitim, öğretim
- مَعْلُومَاتbilgi
- شَبَابgençler; gençlik
- عَادَdönmek, geri dönmek
- أَحْلَىen tatlı, en güzel
- حِكَايَةmasal, hikâye
- حَرَكَةhareket; maskaralık
- سَمَاعdinleme, işitme
- اسْتَمَعَdinlemek
- خَبَرhaber
- لِمَنْkim için
- رَاكِبbinen; binici
- بَحَثَaramak, araştırmak
- سَاحِلِيّkıyıdaki, sahil
- فَرْدbirey, fert
- مَبْنَىbina, yapı
- مُخْتَلِفfarklı, değişik
- كَاتِبyazar, kâtip
- مَكْتُوبyazılı; mektup
- خُرُوجçıkış, ayrılış
- دُخُولgiriş, girme
- وُقُوفdurma; park etme
- جَمَعَtoplamak, bir araya getirmek
- جَمِيعhepsi, herkes
- مَيْدَانmeydan
- دِرَاسَةçalışma; öğrenim
- مَعْرُوفbilinen, tanınmış
- حَيّcanlı; mahalle
- صَبْرsabır
- عَقْلakıl, us
- فِكْرdüşünce; fikir
- زَمَانzaman, çağ
- زَمَنzaman
- قُطْنpamuk
- أَمِيرemir, prens; komutan
- مُسَافِرyolcu, gezgin
- غَزَالceylan
- هِنْدِيّHint, Hintli
- يَاسَمِينyasemin
- خَطّçizgi; hat sanatı
- عَجِيبşaşırtıcı, tuhaf
- إِعْلَانduyuru; reklam
- تَحَدَّثَkonuşmak, söyleşmek
- دَوْلَةdevlet, ülke
- رَحْمَةmerhamet
- صَوْمoruç
- حَجّhac
- سُورَةsure (Kur'an bölümü)
- آيَةayet; işaret
Seviye B1
- قَصَّanlatmak; kesmek
- قَصَصhikâyeler; anlatı
- قَارِئokuyucu
- مَا زَالَhâlâ, devam etmek
- صَارَhâline gelmek
- ذَاكِرَةhafıza, bellek
- بَطَلkahraman; başkahraman
- خَيَالhayal; kurgu
- عَالِمâlim, bilgin
- صَبَايَاkızlar, genç kadınlar
- غِيَابyokluk
- حَكِيمbilge kişi; hakîm
- حِكْمَةhikmet, bilgelik
- حَكَمَhükmetmek; yönetmek
- حُكْمhüküm; yönetim
- مَحْكَمَةmahkeme
- وَاجَهَyüzleşmek, karşılaşmak
- ذَكَاءzekâ, feraset
- سَامِعdinleyici
- نَشَرَyaymak, yayımlamak
- عَبَرَgeçmek
- طُولَboyunca
- مَسْرُورsevinçli, memnun
- سِرَاجkandil, lamba
- سُكَّانsakinler, oturanlar
- مَسْكَنkonut, ikametgâh
- مُجْتَمَعtoplum, cemiyet
- سَلِمَesen olmak, kurtulmak
- سَلِيمsağlam, kusursuz
- مَعْرِفَةbilgi, tanışıklık
- صَدَقَdoğru söylemek
- صِدْقdoğruluk, dürüstlük
- صَادِقdoğru sözlü, dürüst
- صَدَقَةsadaka, hayır
- صُحْبَةarkadaşlık, beraberlik
- مَخْزَنdepo, ambar
- جَرَّةküp, testi
- تَعْرِيفtanım; tarife
- كِيمِيَاءkimya
- مَوْسِمmevsim
- زَعْفَرَانsafran
- مِخَدَّةyastık
- قَاضِيkadı, yargıç
- طَاسَةtas, kâse
- خَلِيفَةhalife; halef
- أَدَبedebiyat; edep
- ثَقَافَةkültür
- مَسْؤُولsorumlu; yetkili
- إِحْدَىbiri (dişil)
- انْتِشَارyayılma, yaygınlık
- رَسْمِيّresmî
- لَهْجَةlehçe, ağız
- فُصْحَىStandart Arapça
- جِذْرkök
- وَزْنkalıp (kelime); ağırlık
- تَشْكِيلhareke, seslendirme işaretleri
Seviye B2
- قَاصّhikâye anlatıcısı
- مَقْرُوءokunabilir, okunaklı
- مُتَكَلِّمkonuşan, konuşmacı
- وَاقِعgerçek, gerçeklik
- أَحْمَقahmak, aptal
- بَلَاءbela, sınama
- عِبْرَةibret, ders
- اعْتَبَرَibret almak; göz önünde bulundurmak
- جَالَdolaşmak, gezinmek
- تَسْلِيمteslim; selamlama
- تَعَارُفtanışma
- عَارِفbilen; erbap
- جَبْرcebir; kemik yerleştirme
- كُحْلsürme
- غُولgulyabani
- مُومْيَاءmumya
- نَارَنْجturunç
- دِيوَانdivan; şiir divanı
- قِنْدِيلkandil, fener
- حُرْمَةkutsallık; saygı
- صَنْعَةzanaat, meslek
- سَامِيّSami
- نَسَمَةkişi (nüfus sayımında)
- نَحْوdil bilgisi, sözdizimi